• https://www.facebook.com/Sazeliyye
  • https://twitter.com/Sazeliyye
    • İbn Ataullah İskenderi'nin (ks) Hikem-i Ataiyye adlı tasavvuf klasiği
    • Şâzeliyye tarikatının Zerrûkıyye kolunun kurucusu Ahmed Zerruk el-Fâsî ks. (ö. 899/1493-94)
    • Sultan II. Abdülhamid Han'ın devam ettiği Şazeli tekkesi Zâfir Efendi Tekkesi (Ertuğrul Tekke)
    • II. Abdülhamid Han'ın Şazeli şeyhi Muhammed Zafir Efendi (ö.1903) ve kardeşleri
    • Şâzeli tarikatına mensup Osmanlı padişahı II. Abdülhamid Han
    • Unkapanı Şâzeli tekkesi (Şazeli Tekke Camii olarak bilinmektedir.)
    • Gaziantepli Kadiri-Şazeli şeyhi Hasan Arslan Hocaefendi (ö.2011)
    • ŞAZELİ ismi marka olarak TÜRK PATENT ENSTİTÜSÜ'ne 10 yıllığına tescil ettirildi!
    • Buna göre, bir başkası tarafından bu isim kullanılarak matbaa, TV, radyo, gazete, dergi, yayınevi, takvim vd. bilumum basım-yayım, eğitim-öğretim, kültür hizmetleri gerçekleştilemez.
Şâzeliyye Tarikatı

Yirminci Yüzyılda Bir Veli (Kitap)

Tasavvufun kült eseri : Yirminci Yüzyılda Bir Veli

Yirminci Yüzyılda Bir Veli nihayet yayınlandı. Bu önemli eseri çok beklemiştik.

Cesur Küçük

28 Ekim 2009

“Yirminci Yüzyılda Bir Veli” yıllar önce Yeryüzü Yayınları tarafından yayınlanmış sonraysa -tabiri yerindeyse- kaybolup gitmişti. Kitabın  ilgilileri kitaba bir şekilde ulaşsa da (fotokopi ve daha başka özel gayretlerle) kitap baskısı olmadığı için bir çok kimse tarafından bilinmiyor ve okunamıyordu. Sadece tasavvufi eserler yayınlayan Sufi Kitap’ın bu eseri de listesine aldığını duyduk. Heyecanlı bir bekleyiş evresinden sonra kitap yayınlandı. Biz de kitabın editörü Zeynep Özbek ve çevirmeni Betül Özel Çiçek hanımefendilerin görüşlerine başvurduk.

Zeynep Hanım, hiç bilmeyen birisi için soruyorum bu soruyu. “Yirminci Yüzyılda Bir Veli” ne demek? Bu kitabın önemi nedir?

“Yirminci Yüzyılda Bir Veli” ödüllü siretiyle Türk okurunun yakından tanıdığı Martin Lings’in Cezayirli Şazeli şeyh Ahmed el-Alavi(ks)’yi anlattığı kitabının adı. Esasen doktora tezi olarak kaleme alınmış bu eser, yazarın kendisi tarafından kitaplaştırılmış. Sufi Kitap olarak biz, kitabı çok başarılı ve eksiksiz bir tercümeyle Türk okuruna sunuyoruz. Kitap, Martin Lings’in tasavvuf alanındaki derinliğini yansıtan ve en çok rağbet gören çalışmalarından biri. Daha önce Fransızca, İspanyolca, Farsça ve Arapça da dahil pek çok dile tercüme edilmiş.

Kitap hakkında eleştirmenler, “tasavvuf üzerine yazılmış en mükemmel ve derinlikli eser” ve “tasavvuf çalışmaları için olmazsa olmaz bir kitap” şeklinde yorumlar yapıyorlar. Biz de hem manevi hem de ilmi anlamda tasavvufa bu kadar büyük ilginin olduğu ülkemizde bu eseri okura ulaştırmanın önemine inandık.

Kitabı önemli ve özel kılan asıl şey ise hem yazarı hem de kitaba konu olan zatın kendisi, yani Şeyh Ahmed el-Alavi (ks). Eser, giderek dünyanın içine daldığımız, maddenin ve niceliğin egemen olduğu çağımızda, yirminci yüzyılın ortasında yaşamış bir mürşid-i kamili konu alıyor. Ruhaniyetinden gelen feyiz yoluyla pek çok Batılının İslam’ı seçmesine vesile olan bu büyük veliyi onun izinden giden bir bilge anlatıyor. Martin Lings, Şeyh Ahmed el-Alavi(ks) ile alem-i şehadette hiç karşılaşmamış, çünkü Ahmed el-Alavi(ks) Lings’in İslam’a girmesinden birkaç yıl önce vefat etmiş. Ancak onun İslam’la şereflenmesi Şeyh’in müridleri ve öğretileri yoluyla oluyor. Kitapta Şeyh’in maneviyatından gelen nur, onun takipçisi olan yazar kanalıyla adeta okuru sarıp sarmalıyor. Ancak şunu da ilave etmek gerekir ki bu ancak okurun hakikate ve hikmete olan iştiyakı ölçüsünde olacaktır. Yazarın da söylediği gibi, “Bu kitap okurundan tek bir şey istiyor: Ruh’un hallerine karşı samimi bir ilgi.”

Kitap hazırlanırken yardım aldığınız kimseler oldu mu? 

Kitabın hazırlık aşamasında, tercümeyi yapan Betül Özel Çiçek’le sürekli irtibat halinde olduk. Ahmet Murat Özel, kitap basılmadan önce tercümeyi okuyarak yorumları ve açıklamaları ile çok kıymetli katkılarda bulundu. Ayrıca kitapta kullandığımız fotoğrafları sağladı. Bu vesileyle kendisine yeniden teşekkür etmek isterim. Şiirlerin Arapçadan tercümesinde Doç. Dr. Ahmet Özel’in yanı sıra Burak Sönmez büyük emek verdi. Onlara da minnettarız.

“Yirminci Yüzyılda Bir Veli” Yeryüzü Yayınları tarafından yayınlanmış ve sonra tabiri caizse kaybolmuştu. Siz yıllar sonra yeniden yayınladınız. İlk baskıya nazaran bazı değişiklikler göze çarpıyor. Nedir bunlar? 

Öncelikle biz daha evvel yapılan tercümeyi esas almak yerine kitabı hem İngiliz Dili hem de tasavvuf üzerine eğitim almış yetkin bir isme yeniden tercüme ettirdik. Tercüme esnasında gerekli görülen yerlerde, özellikle Şeyh’in kitaplarından yapılan alıntılarda ve şiirlerde Arapça orijinallerinden yararlanıldı. Kitaba bir takım görseller koyduk, dipnotlarla zenginleştirdik ve başına Martin Lings hakkında ayrıntılı bir biyografi ekledik. Ayrıca, belki dikkatinizi çekmiştir; Şeyh’in ismini de farklı bir şekilde translitere ettik. Ahmet Murat Özel’in çok yerinde tavsiyesine uyarak “Alevi” yerine “Alavi”yi tercih ettik. Böylelikle hem okurun, kitabı ve Şeyh’i Türkiye’deki Alevilerle irtibatlandırma ihtimalinin önüne geçmiş hem de orijinal Arapça telaffuza daha yakın bir söyleyiş yakalamış olduk. (ayn-lam-elif-vav-ya)

Şeyh El Alavi Hazretleri (k.s) kitabın bir yerinde “bize ihtiyacı olanlar bizi zaten bulur” diyor. Bu kitabı yayınlamak dikkatleri Şeyh El Alawi’ye çekebilir. Bu sizce “sırra” aykırı hareket etmek anlamına gelmiyor mu?  

Bu aslında tasavvufa dair yayınlanmış tüm kitaplar için geçerli olabilecek bir soru. Yani tasavvuf sadece manevi bir seçkinler zümresi için midir yoksa herkesin istifadesine açık mıdır? Mesela tradisyonalist ekolün kurucularından ve kendisi de Şazeli olan René Guénon mistik yolun “avamileştirilmesi”ne (vulgarizasyonuna) karşı çıkarak birinci görüşü benimser. Ancak bu onun kitap ve makale yayınlamasına engel teşkil etmemiştir. Şeyh Ahmed el-Alavi(ks) de kendisinin kaleme aldığı eserlerin yayınlanmasında herhangi bir beis görmemiştir. Hatta kitapta da bahsedildiği gibi “Minahu’l Kuddusiyye”nin yayınlanması için bizzat kendisi bazı girişimlerde bulunur. Dolayısıyla tasavvuf hakkında eser yayınlamak her zaman için sırrı ifşa etmek anlamına gelmez. Zaten sufiler gerek konuşurken gerek yazarken hep semboller, remizler kullanırlar. Böylece hakikatleri basiret sahibi taliplere aktarırken na-ehilden de gizlemiş olurlar.

“Bize ihtiyacı olanlar bizi zaten bulur” sözüne gelince… Şeyh’in tarikinde diğerlerini o yola çekme ve müntesib sayısını artırmaya yönelik bir çaba yoktur, çünkü buyurduğu gibi arayanlar onu zaten bulur. Kitaplar ise zannımca ancak bir anahtar vazifesi görebilir. Şeyh’le buluşmak isteyenlerin bu anahtarı kullanıp onun yoluna açılan kapıdan girmeleri kendilerine kalmıştır.

Şeyh el Alavi Hazretleri’nin daha başka eserlerini yayınlamayı düşünüyor musunuz? Mesela Divan’ı veya Allah’a Yakarış’ı yayınlayacak mısınız? 

Sufi Kitap olarak uzun vadede böyle bir düşüncemiz var. Ancak bu, “Yirminci Yüzyılda Bir Veli”nin yayınlanmasının ardından okurlardan gelecek geribildirimlere ve talebe de bağlı. Ülkemiz tarikatlar açısından oldukça zengin bir mirasa ve geleneğe sahip. Fakat, neşet ettiği Kuzey Afrika topraklarının coğrafi uzaklığı nedeniyle Şazeli yolu pek bilinmiyor. İbn Ataullah el-İskenderi haricindeki Şazeli büyüklerinden çoğumuz haberdar değiliz. Bu açıdan Şazeli şeyhlerin eserlerini yayınlamanın onlardan gelecek himmetin bize ulaşmasına vesile olacağı ve tasavvuf kültürümüzü daha da zenginleştireceği kanaatindeyim.

***

Kitabın tercümesini yapan Betül Özel Çiçek’ten dünyabizim için bir değerlendirme yazısı yazmasını istedik. Betül Özel Çiçek şunları söyledi:

20. Yüzyılda Bir Veli'nin önemi üç türlüdür: Birincisi, genel olarak eserin büyük mutasavvıf Şeyh Ahmed el-Alavi hakkında yazılmış olması ile alakalıdır. Bu büyük mutasavvıfın hayatını ve öğretilerini bilmek Müslüman olsun olmasın herkes için ufuk açıcıdır. İkincisi ise Batı'da etkisi hissedilse bile layık olduğu değer gösterilmeyen bu büyük mutasavvıfa dair Batı dillerindeki ilk biyografik-akademik eser olmasıdır. Son olarak da kitabın önemi, Şeyhin maneviyatı ekseninde birçok girift tasavvuf meselesini ele alış ve anlatışındaki vazıhlıktan gelir.

Kitabın çevrilmesi teklifi yayınevinden geldiği için, yayınevinin hangi aşamalardan geçip tercüme kararını aldığını bilmiyorum ama tahmin ederim ki kitabın bir önceki Türkçe çevirisinin artık baskıda olmayışı ve benzeri sebeplerin etkisi büyüktür. Fakat tercümeyi kabul etmemde, müritlerinden Frithjof Schuon'ün eserlerinde ve hayatında etkisini görerek kendisine hayran kaldığım bu büyük Şeyhe dair böylesi önemli bir kitabı Türkçe'ye çevirerek çorbada bir tutam tuzum olması arzusu yatmaktaydı. Yazarın Martin Lings olması ise ayrı ve büyük bir önemi haizdi çünkü Martin Lings'i hem İngiliz Dili ve Edebiyatı Profesörü olması hem de tasavvuf alanında kıymetli akademik eserler vermesi hasebiyle iki kez üstadım olarak görüyordum ve onun bir eserini çevirmek benim için manevi açıdan farklı bir lütuftu.

Tercümeyi kabul ederken, bunun asla çocuk oyuncağı olmayacağını bilmekle beraber, aslında ne kadar zor bir işe giriştiğimizin tam idrakinde değildik. Martin Lings, hem İngiliz dilinde hem de Arap dilinde üstad. Şeyhinin şeyhi olan Ahmed el-Alavi ise bir umman. Haliyle manevi ağırlığı, meşakkati fazla ama aynı zamanda himmeti bol bir süreçti bizim için. En büyük zorluklardan birini Lings'in Arapça'dan İngilizce'ye çevirdiği tasavvuf ıstılahını sağlıklı bir şekilde ve asıllarından kaymadan tekrar çevirirken yaşadık. Çoğu zaman Şeyhin eserlerinin aslına yahut Lings'in atıfta bulunduğu diğer tasavvuf klasiklerinin asıllarına ve/veya Türkçe çevirilerine, muhtelif Batılıların tasavvuf üzerine yazdığı eserlere başvurduk.  Hatalarımız muhakkak olmuştur, okuyuculardan bunlar  için şimdiden özür dileriz. Ele alınan konuların, dilden ayrı kendi esaslarını anlamaya dair zorlukları da aşikardır. Özellikle Şeyhin öğretileri hakkında, doğru şekilde aktarılamamış herhangi bir ifadeden kaynaklanacak bir yanlış anlaşılmanın vebalini her an üzerimizde hissederek, bazen bir gün sadece bir sayfanın üzerinde duracak şekilde bu kısımlarda elimizden geldiğince titizlik göstermeye gayret ettik ama muhakkak ki gözümüzden kaçan yerler, hatalarımız olmuştur. Bu aşamadaki zorlukları atlatmakta eserin editörü Zeynep Özbek hanımın yardımı ve katkısı ise yadsınamaz. Şiir çevirilerinde, Martin Lings'in çevirileriyle beraber Şeyhin Divan'ına da baktık, Şeyhin Yunus Emre'nin sadeliğini andıran üslubunu elimizden geldiğince muhafaza etmeye çalıştık. Şiirlerin bir kısmını -Divan'daki asıllarından karşılaştırıp kimi yerde Lings'in atladığı dizeleri de ekleyerek- tercüme eden Doç. Dr. Ahmet Özel'e de hususen teşekkür ederiz.

http://www.dunyabizim.com/news_detail.php?id=2142

Şâzelî Şeyhler